Akşam namazı vakitleriydi ama etraf zifiri karanlık. Beyza önünü görmekte zorlanıyordu.. Ama hemen saklanması gerekiyordu. Bulunduğu yer daracık bir sokaktı.. Çok acelesi vardı zifiri karanlık sanki seninleyim korkma der gibi ona yardım ediyordu..
Sonra bir ev gördü ahşap ve eski avlu kapısından içeri daldı. Küçük bir avludaydı. Tam zamanında girdiğini düşündü. Çünkü onu arayanların sesleri yaklaşmaya başlamıştı... Bir yandan sesleri dinliyor, bir yandan evde kimse var mı diye bakınıyordu.. “İnşallah beni burada gören olmaz” dedi içinden. Bir kadın gördü evin kapısı açıktı. Kadın onu gördü mü emin olamadı ama gidip onunla konuşmayı düşündü. “Ne de olsa aynı mahalledeyiz komşu sayılırız bana yardım edin zor durumdayım” dese miydi?
Seslerde iyice yaklaştı duvarın hemen ardında durdular. Birini kapı aralığından gördü. Sonra “beni buraya girerken mi gördüler” diye korka korka kapının aralığından baktı onlara. Bir kadın ve bir erkek daha vardı, kadın hamile ve doğurmaya çok yakın. Kapıdan onlara bakarken çok net gördü. Kadının durduğu yere baktı güpegündüz gibi ışıktı görümcesi elifti ve yanında da eşi Ali...
Elifle göz göze geldi, korktu son anda saklamak için geri çekilirken adamla da göz göze geldi.. Bu da kendi eşi Ahmet ona çok büyük öfkeyle baktı. Yanındakiler olmasa sanki içeri dalıp tekme tokat girişecekti Beyza’ya.. O öfke dolu gözler unutulamaz... İntikam alacak ve her şeyin benden çıkaracak diye düşündü. O her zaman dediği “elimden bir kaza çıkacak” sözü bu akşam gerçek mi olacaktı...
Ama Beyza’nın içinde de bir cesaret vardı, çünkü hiçbir suçu yoktu. Zaten hep bir bahane arar gibiydi son zamanlarda Ahmet.. Kızmak için.. Kırmak için.. Artık ne olursa olsun döve döve linç etse de canı sağ olsun. Bu suçsuzluğun cesaretiydi.. Evin avlusuna da bir göz atıp gittiler.. Beyza’yı aramaya devam ettiler... Gördükleri halde neden gittiler? Ahmet başka şeyler düşünmemiştir inşallah... Ne sandıysa artık. o avluya da gizlenmek için girdi sadece.. Çok geçmedi toparlandı. Ne olursa olsun yeter ki Elif'in kocası bari görmedi.
Bir an aklına geldi sahi o ne ışıktı Elif'in etrafında olan?...
Meğer Aliler Ahmet’le birlikte onlara gelmiş birlikte bir yere gideceğiz demeye. O sırada Beyza’yı sokakta görür gibi olunca utancından saklanacak yer aramıştı Beyza. Evde de onu göremeyince telaş yapıp aramaya çıkmışlar. Peki, ne işi vardı başkasının avlusunda?
Beyza evde pencereden oyun oynayan çocukları seyre dalmışken onlar kavgaya tutuşmuş oda ayırmak için hemen yanlarına koşmuştu. Dış örtüsünü üzerine almadan çıktığı için o an eşi ve görümcelerini görünce çok utanmış saklanmak istemişti, karanlık olduğu için de “görmezler” deyip kaçmıştı. Suçsuzken kendini çok zor duruma düşürmüştü..
Çok basit bir olay olsa da Ahmet'in o öfkesi dinmek bilmedi. Beyza’nın cep telefonunu defterlerini her şeyini kontrol etti. Bir şey bulmayı umarak...Ama yoktu işte. O nasıl bir kıskançlık krizi haliydi öyle... Elif Beyza’ya acısa da abisini de anlıyordu, onun için de üzülüyordu.. Beyza da bu durumu anlıyordu ama kendini anlatamıyordu Ahmet'e...
Ama 'Yoruldum artık üzerimdeki bu baskı ve güvensizlikten' der demez Elif'in o ışığını hatırladı birden... Belki de kendi zifiri karanlığıydı her şeyi görmesini engelleyen.. Sonra uyandı hepsi bir rüyaymış. Uykuya dalalı 1 saat 44 dakika olmuştu...