Yalnızlık Hissi

Yalnızlık insanın ciğerine işler. Kelimeler, cümleler yetmez bunu anlatmaya. 

Bazen öyle yalnız kalırsın ki her şeyden nefret etmeye başlarsın. Tükenme noktasına gelirsin, içinden hiçbir şey yapmak gelmez, anlamak istemezsin. Sadece düşünürsün, öyle huzursuz, öyle mutsuz olursun ki, bazen geceler boyu düşünürsün. 

Hüzün sarar her yanını, yastığın gözyaşlarıyla sırılsıklam olur, yine anlamaz hiç kimse seni. Hani bazen kendini yalnız hissettiğin zaman, “Tanrım kollarını acar mısın sarılacak kimsem kalmadı” deriz. Öyle saf öyle yürekten sarılmak istersin ki birine, ama o kişiyi bulamazsın. Acaba “sokakta birini görüp sarılmak istediğimi söylesem” ne der, ya da ne düşünür benim hakkımda? Belki beni anlar, belki ki de gülüp geçer, arkasına bile bakmaz.

İnsanlar bazen çok sevdikleri insanları, eşini, dostunu, arkadaşını veya ailesinden birini kaybedebilir. Bu yüzden yalnız olduğunu hisseder. İşte yalnızlık böyle bir şey yüreğindeki kişinin yanında olmaması, en kötü yalnızlık hissi de budur aslında. 

Bazen hayat öyle karıştırır ki, her şeyin anlamını yitirirsin, “ne istedim neleri kaybettim” dersin. 

Hep şımartılmak istediğin sözleri duymak istersin, ama hep ağlatan şarkılar dinlersin, bazen “kuşlar gibi özgürüm” dersin, fakat kendin bile dönüp baktığında parmaklıklar ardındasın.

Hiçbir hayalini sonuna kadar kuramazsın, gemileri kâğıttan yapar, hayallerinin yavaş yavaş batışını izlersin...

 

YORUM EKLE